Belki ilk ergenken dinlediğimden dolayı çok etkilediği için belki sözleri çok anlamlı olduğundan dolayı belki de bilemediğim başka bir sebepten dolayıdır ama bu şarkının yeri bende ayrıdır. İşte kendi çevirdiğim sözleri:
-Do you ever feel like breaking down?
Hiç ruhen yıkılmış gibi hisseder misin?
-Do you ever feel out of place?
Hiç garip hisseder misin?
-Like somehow you just don’t belong,
Her nedense, ait değilmişsin gibi,
-And noone understands you.
Ve kimse seni anlamaz.
-Do you ever wanna run away?
Hiç kaçmak ister misin?
-Do you lock yourself in your room?
Kendini odana kilitler misin?
-With radio on turned up so loud,
Radyo yüksek sese ayarlanmışken,
-And noone hears you’re screaming.
Ve kimse senin çığlık attığını duymaz.
-No, you don’t know what it’s like,
Hayır, sen onun nasıl bir şey olduğunu bilmezsin,
-When nothing feel all right,
Hiçbir şey yolunda değilmiş (gibi) hissettiği(nde),
-You don’t know what it’s like,
Sen onun nasıl bir şey olduğunu bilmezsin,
-To be like me; to be hurt, to feel lost, to be left out the dark,
Benim gibi olmak; yaralanmak, kayıp hissetmek, karanlığa terk edilmektir,
-To be kicked when you’re down,
Moralin bozuk olduğunda tekmelenmektir,
-To feel like you’ve been pushed around,
İtilip kakılmış gibi hissetmektir,
-To be on the edge of breaking down,
(hep) Hayal kırıklığının eşiğinde olmaktır,
-And noone there to save you,
Ve orada seni kurtaracak kimse yoktur,
-No you don’t know what it’s like,
Hayır sen (benim gibi olmadığın için) onun nasıl bir şey olduğunu bilmezsin,
-Welcome to my life.
Hayatıma hoş geldin.
-Do you ever wanna be somebody else?
Hiç başka biri olmak ister misin?
-Are you sick of feeling so left out?
Dışlanmışlık hissinden bıkkın mısın?
-Are you desperate to find something more?
(Bunun gibi)daha bir sürü (sorun) bulmaya can mı atıyorsun?
-Before your life is over.
Hayatın bitmeden önce.
-Are you stuck inside world you hate?
Nefret ettiğin dünya içine saplı mısın?
-Are you sick of everyone around?
Etrafındaki herkesten bıkkın mısın?
-With their big fake smiles and stupid lies,
Onların büyük sahte gülümsemeleri ve aptal alanları ile,
-While deep inside you’ve bleeding,
Senin için derinden kanarken,
-No you don’t know what it’s like,
Hayır sen onun nasıl bir şey olduğunu bilmezsin,
-When nothing feels all right,
Hiç bir şey iyi hissetmeni sağlamadığında,
-You don’t know what it’s like,
Sen onun nasıl bir şey olduğunu bilmezsin,
-No, you don’t know what it’s like,
Hayır, sen onun nasıl bir şey olduğunu bilmezsin,
-When nothing feel all right,
Hiçbir şey yolunda değilmiş (gibi) hissettiği(nde),
-You don’t know what it’s like,
Sen onun nasıl bir şey olduğunu bilmezsin,
-To be like me; to be hurt, to feel lost, to be left out the dark,
Benim gibi olmak; yaralanmak, kayıp hissetmek, karanlığa terk edilmektir,
-To be kicked when you’re down,
Moralin bozuk olduğunda tekmelenmektir,
-To feel like you’ve been pushed around,
İtilip kakılmış gibi hissetmektir,
-To be on the edge of breaking down,
(hep) Hayal kırıklığının eşiğinde olmaktır,
-And noone there to save you,
Ve orada seni kurtaracak kimse yoktur,
-No you don’t know what it’s like,
Hayır sen (benim gibi olmadığın için) onun nasıl bir şey olduğunu bilmezsin,
-Welcome to my life.
Hayatıma hoş geldin.
-Nobody lied straight to your face,
Hiç kimse senin yüzüne karşı yalan söylemedi,
-Nobody stabbed you in your back,
Kimse seni arkandan bıçaklamadı,
-You might think I’m happy but I’m not gonna be okay,
Mutlu olduğumu düşünebilirsin ama asla iyi olmayacağım.
-Everybody always gave you what you wanted,
Herkes sana hep istediğini verdi,
-You never had to work it was always there.
Asla çalışmak zorunda değildin çünkü o hep oradaydı.
-You don’t know what it’s like,
Sen onun nasıl bir şey olduğunu bilmezsin,
-No, you don’t know what it’s like,
Hayır, sen onun nasıl bir şey olduğunu bilmezsin,
-When nothing feel all right,
Hiçbir şey yolunda değilmiş (gibi) hissettiği(nde),
-You don’t know what it’s like,
Sen onun nasıl bir şey olduğunu bilmezsin,
-To be like me; to be hurt, to feel lost, to be left out the dark,
Benim gibi olmak; yaralanmak, kayıp hissetmek, karanlığa terk edilmektir,
-To be kicked when you’re down,
Moralin bozuk olduğunda tekmelenmektir,
-To feel like you’ve been pushed around,
İtilip kakılmış gibi hissetmektir,
-To be on the edge of breaking down,
(hep) Hayal kırıklığının eşiğinde olmaktır,
-And noone there to save you,
Ve orada seni kurtaracak kimse yoktur,
-No you don’t know what it’s like,
Hayır sen (benim gibi olmadığın için) onun nasıl bir şey olduğunu bilmezsin,
-Welcome to my life.
Hayatıma hoş geldin.
-Welcome to my life.
Hayatıma hoş geldin.
-Welcome to my life.
Hayatıma hoş geldin.
Yorum bırakın