-Kneel in silence, alone..
Sessizce diz çök, yalnız başına..
-My spirit bares me,
Ruhum beni bırakır, [bedenimi terk eder]
-Pray for guidance, towards home..
Yolu bulmak için dua et, eve giden (yolu)..
-In darkest hours.
En karanlık zamanlarda.

-Kneel (dream within dream we travel),
Diz çök (rüya, yolculuğumuzun rüyası ile),
-In silence (empires of faith unravel),
Sessizce (inanç imparatorlukları dağılıyor),
-Alone (sealed with our virtues’ treasures),
Yalnız başına (Erdemimizin hazinesi ile kilitlenmiş) (güvence altına alınmış),
-Kingdoms falling down.
Krallık düşüyor.

-(Who’s hand commands this thunder),
(Bu gök gürültüsünü kimin eli kontrol ediyor),
-In silence (cry as we’re torn asunder),
Sessizce (biz paramparça olurken sen ağla),
-Alone (unto what gods do I call?)
Yalnız başına (tanrıları ne diye(hangi isimle) çağırırım?),
-Protect us in our.
Bizi kendi (yerimizde) koru.

-Fall away, my soul wandered,
Çekiliyor, ruhum (bedenimden) ayrıldı,
-Borne by grace,
Merhamet ile taşınmış,
-I flew on high, sheltered from this thunder,
Yükseğe uçtum, bu gürlemeden kurtuldum,
-Calling heaven…
Cennete sesleniyorum…

-Take me away from time and season,
Beni zamandan ve dönemden ayırın (alın),
-Far far away we’ll sing with reason,
Çok çok uzağa (ki) biz (orada bir) sebep ile şarkı söyleyeceğiz,
-Prepare a throne of stars above me,
Üzerimdeki (gökteki) yıldızlardan (oluşan) bir taht hazırla,
-As the world once known will leave me.
Bizim bildiğimiz dünya benden ayrılıyorken.

-Take me away upon a plateau,
Beni bu platodan ayırın (alın),
-Far far away from fears and shadows,
Gölgelerden ve korkulardan çok çok uzaklara,
-Strengthen my heart in times of sorrow,
Üzüntülü anlarımda kalbime güç ver,
-Light the way to bright tomorrows.
(Bize) parlak yarınları getiren bir yolu aydınlat.

-Answer our call in desperate hours,
Çaresiz anlarımızda çağrılarımıza cevap ver,
-Shelter our fall from earthly powers,
Bizi dünyadaki kuvvetler yüzünden başarısız olmaktan koru,
-Temper our souls with flame and furnace,
Kalplerimize alevlerle ve fırınlarla kıvama getir,
-Bear us toward a noble purpose.
Bizi yüce amaca ulaştır.            [bize amacımıza ulaşmamızda yardım et]

-Heaven hides nothing in its measure,
Cennet içerisinde bir şey saklamıyor,
-Mortal men blinded by false treasure,
Ölümlü insan yanlış zenginlikler tarafından kör edilmiş,
-Formless and vanquished we shall travel
Düzensiz ve yenilmiş (isek) (buradan) gitmeliyiz.
-Shield and sword will guide our battle.
Kılıç ve kalkan savaşımızda bize öncülük edecek.

-Take me away from time and season,
Beni zamandan ve dönemden ayırın (alın),
-Far far away we’ll sing with reason,
Çok çok uzağa (ki) biz (orada) bir sebep ile şarkı söyleyeceğiz,
-Prepare a throne of stars above me,
Üzerimdeki (gökteki) yıldızlardan (oluşan) bir taht hazırla,
-As the world once known will leave me.
Bizim bildiğimiz dünya benden ayrılıyorken.

-Take me away upon a plateau,
Beni bu platodan ayırın (alın),
-Far far away from fears and shadows,
Gölgelerden ve korkulardan çok çok uzaklara,
-Strengthen my heart in times of sorrow,
Üzüntülü anlarımda kalbime güç ver,
-Light the way to bright tomorrows.
Bize parlak yarınları getiren bir yolu aydınlat.

-Heaven hides nothing in its measure,
Cennet içerisinde bir şey saklamıyor,
-Mortal men blinded by false treasure,
Ölümlü insan yanlış zenginlikler tarafından kör edilmiş,
-Formless and vanquished we shall travel
Düzensiz ve yenilmiş (isek) (buradan) gitmeliyiz.
-Shield and sword will guide our battle.
Kılıç ve kalkan savaşımızda bize öncülük edecek.

-Salvation comes in desperate hours,
Kurtuluş (bize) çaresiz kaldığımızda gelir,
-Angels on high proclaim these powers,
Bu gücü yüksekteki melekler ilan eder,
-Lead us from chaos we shall follow,
Bizi (bu) kaos dan çıkan yolu göster,
-Bear us to a bright tomorrow.
Bizi parlak yarın(lar)a götür.

Yorum bırakın