-I can feel the sands of time,
Zamanın akıp gidişini hissedebiliyorum,
-Passing through the hourglass,
Kum saatinden (akıp) geçiyorlar,
-And it shimmers in my eyes,
Ve o gözlerime pırıldıyor,
-As I linger in the wake,
Uykudan (uyanmam gerektiği halde) uyanmadığım gibi,
-As eternity escapes,
Sonsuzluğun kaçtığı gibi,
-I begin to realize.
Anlamaya başlıyorum.
-We’ll walk a thousand miles just to see for ourselves,
Biz sadece kendi (gözümüzle) görmek için bin mil yürüyeceğiz,
-Look behind our eyes,
Gözlerimizin ardına bak,
-Find our hell,
Cehennemimizi bul,
-And in the light of the sun we go,
Ve güneşin ışığının altında gidiyoruz,
-Through rain and raging snow,
Yağmur ve şiddetli kar boyunca,
-To find the things we do not know.
Bilmediğimiz şeyleri bulmak için.
-I will go,
Gideceğim,
-Never laying low,
Asla geri çekilmek yok,
-Just tell me how to breathe,
Sadece bana nasıl nefes alınacağını söyle,
-And I will make it so,
Ve ben onu o (gösterdiğin) şekilde yapacağım,
-You must know,
Biliyor olmalısın,
-That this is not for show,
Bu gösteriş için değil,
-And if you are not wise (it will),
Ve eğer sen bilge (biri) değilsen (olacaktır),
-Be your demise.
Kendi ecelin ol.
-Once I walked along a field,
Bir defa bir yer boyunca yürüdüğümde,
-Another nightmare in my mind,
Aklımda başka bir kabus,
-And beheld the fearful symmetry,
Ve korkunç simetriyi fark ettim,
-Everything was beautiful,
Her şey güzeldi,
-Even things that were dead,
Ölü olan şeyler bile,
-And I surged with violent imagery.
Ve ben şiddet dolu görüntülere maruz kaldım, ( bu görüntülerle doldum taştım).
-I walked a thousand miles just to see for myself,
Ben sadece kendi (gözümle) görmek için bin mil yürüdüm,
-Looked behind my eyes,
Gözlerimin ardına baktım,
-And found my hell.
Ve (kendi) cehennemimi gördüm.
-We come to honor; to stand or die,
Biz şereflenmeye geldik; dayanmaya veya ölmeye,
-To pass the hours of our lives,
Hayatlarımızın saatlerini geçirmeye,
-We burn the silence and all the lies,
Sessizliği ve bütün yalanları yakıyoruz,
-To fuel the fire inside our eyes.
Gözlerimizdeki ateşi beslemek için.
-We all go!
Hepimiz gidiyoruz!
-Come to honor,
Şerefe gel,
-Stand or die,
Dayan yada öl,
-Fuel that fire in your eyes.
Gözlerindeki ateşi besle.
Yorum bırakın