Hikayesi Yoko Taro tarafından yazılmış olan Square Enix firmasına ait Nier Replicant ve Nier Gestalt adlı oyunların müziğidir. Bir oyun müziği için gayet başarılı oluşu oyunların da ne karar başarılı olduğunun bir göstergesi. Zaten Square enix de bunun farkında olacak ki bir süre önce, bu oyuna ait bir remaster yapmak için kolları sıvadı ve yaptı, 23 nisan 2021’de satışa sundu.

-Once there were trees full of birds.
Bir zamanlar (üzerinde) kuş dolu ağaçlar vardı.
-Meadowlands vibrant with flowers.
Ovalar çiçeklerle dolu (olurdu).
-Carefree the songs our children once sang,
Çocuklarımız (eskiden) üzüntüsüz şarkılar söylerdi,
-Gilding our minutes and hours,
(Bu şarkılar) saatlerimizi dakikalarımızı (hayatımızı) güzelleştirirdi,
-Clouds came and covered the sun,
Bulutlar gelip güneşi kapattı,
-The breath of the baleful unease,
Şeytani huzursuzluğun nefesi,
-Turning to ashes flowers in their fields,
Çayırlardaki çiçekleri küle çevirdi,
-Silenced the birds in their trees.
Ağaçlardaki kuşların da sesini kesti.

-Hidden so deep in veils of deceit,
Hilekarlığın örtüleri içinde çok derinlere gizlenmiş,
-Imprisoned in twisting spells-
Karmaşık büyülerle hapsedilmiş-
-Are we the plaything of fiends, or merely the dreams?
Biz canavarların oyuncakları mıyız, yoksa sadece rüya mı?
-That we’re telling ourselves, telling ourselves?
Bu kendimize söylediğimiz, söyleyip durduğumuz şeyler (rüyadan mı ibaret)?

-Strive till the phantoms are broken,
Hayaletleri yenilgiye uğratana kadar çabala,
-Fight till the battle is done;
Savaş bitene kadar saldır;
-The squadrons of night,
Gecenin süvarileri,
-Can’t conquer the day,
Gündüzü fethedemez,
-Nor shadows extinguish the sun.
Yada gölgeler güneşi söndüremez.

-Stories of danger, fearless attack,
Tehlike efsaneleri, korkusuz saldırı,
-Specters of plague and pain.
Felaket ve acının ürkünçlüğü.
-All of these ghosts of our own delusions come back.
Tüm bu kendi aldanışlarımızın izleri geri döndü.
-And we’ll be haunted again, haunted again.
Ve tekrar lanetleneceğiz, lanetleneceğiz.

-For tho the storms are over and past,
Bitmiş ve geçmiş tüm fırtınalar için,
-Though the thunder’s rage is quieted at last
Gök gürültüsünün öfkesi en sonunda dindi.
-Well this nightmare’s laid me down in the rags here to mourn,
Ve, bu kabus beni buradaki paçavralar üzerinde matem tutmama sebep oldu,
-Here to mourn.
Burada yas tutmama (sebep oldu).
-The night has left us crippled with grief,
Gece, bizi ızdırapla cezalandırdı ve terk etti,
-As we strive to keep alive our belief,
Biz inancımızı canlı tutmaya çalışıyorken,
-But a loss so great, it clouds all our hopes for the dawn.
Fakat bu kadar kayıp çok fazla, şafağın sökmesine olan umudumuzu gölgeler.

-Hidden so deep in veils of deceit,
Hilekarlığın örtüleri içinde çok derinlere gizlenmiş,
-Imprisoned in twisting spells-
Karmaşık büyülerle hapsedilmiş-
-Are we the plaything of fiends, or merely the dreams?
Biz canavarların oyuncakları mıyız, yoksa sadece rüya mı?
-That we’re telling ourselves, telling ourselves?
Bu kendimize söylediğimiz, söyleyip durduğumuz şeyler (rüyadan mı ibaret)?

-Stories of danger, fearless attack,
Tehlike efsaneleri, korkusuz saldırı,
-Specters of plague and pain.
Felaket ve acının ürkünçlüğü.
-All of these ghosts of our own delusions come back.
Tüm bu kendi aldanışlarımızın izleri geri döndü.
-Have we been fighting in vain? Fighting in vain??
(Bunca zamandır) boşa mı savaşıyoruz? boşa mı savaşıyoruz?

Yorum bırakın