-Warm yourself by the fire, son,
Kendini ateşte ısıt, evlat,
-And the morning will come soon.
Yakında sabah olacak.
-I’ll tell you stories of a better time,
Ben sana daha iyi zamanların hikayelerini anlatacağım,
-In a place that we once knew.
Bir defa(sında) bulunduğumuz yerde (geçen hikayeleri).
-Before we packed our bags,
Tası tarağı toplamadan önce,
-And left all this behind us in the dust,
Ve bütün bunları toz içinde arkamızda bırakmadan önce,
-We had a place that we could call home,
Vatan olarak isimlendirebileceğimiz bir yere sahip olduk,
-And a life no one could touch.
Ve kimsenin incitemeyeceği bir yaşam(a sahiptik).
-Don’t hold me up now,
Şimdi tutma beni,
-I can stand my own ground,
Kendim direnebilirim, (kendi istediğim şeyi savunabilirim)
-I don’t need your help now,
Senin yardımına ihtiyacım yok,
-You will let me down, down, down!
Sen beni hüsrana uğratacaksın, hüsrana, hüsrana!
(nakarat)
-Down!
Düştü!
-We are the angry and the desperate,
Biz sinirli olanlar ve çaresiz kalanlarız,
-The hungry, and the cold,
(biz)Aç olanlar(ız), ve üşümüşler(iz),
-We are the ones who kept quiet,
Biz susturulmuş olanlarız,
-And always did what we were told.
Ve (biz) her zaman ne söylendiyse onu yapanlar(ız).
(nakarat x 2)
-But we’ve been sweating while you slept so calm,
Ama biz hep terliyoruz siz evinizde sakince uyurken,
-In the safety of your home.
Evinizin emniyetinde (uyurken).
-We’ve been pulling out the nails that hold up,
Biz yukarı kalkmış çivileri çekiyoruz,
-Everything you’ve known.
Sizin (hakkımızda) tüm bildiğiniz şey (bu).
-So open your eyes child,
Bu yüzden gözlerini aç evlat,
-Let’s be on our way.
Hadi kendi yolumuzda olalım (yolumuza çıkalım).
-Broken windows and ashes,
Kırık pencereler ve küller,
-Are guiding the way.
Yolumuza rehberlik ediyor.
-Keep quiet no longer,
Daha fazla sessiz kalma,
-We’ll sing through the day,
Gün boyunca şarkı(sını) söyleyeceğiz,
-Of the lives that we’ve lost,
Kaybettiğimiz hayatların,
-And the lives we’ve reclaimed.
Ve geri kazandığımız yaşamların.
-Go!
Git!
(nakarat x 2)
-Don’t hold me up…
Tutma beni,
-(I don’t need your help, I’ll stand my ground)
(Senin yardımına ihtiyacım yok, davamdan vazgeçmeyeceğim)
-Don’t hold me up…
Tutma beni,
-(I don’t need your help, I’ll stand my ground)
(Senin yardımına ihtiyacım yok, davamdan vazgeçmeyeceğim)
-No! No! No!
Hayır! Hayır! Hayır!
-Don’t hold me up…
Tutma beni,
-(I don’t need your help, I’ll stand my ground)
(Senin yardımına ihtiyacım yok, davamdan vazgeçmeyeceğim)
-Don’t hold me up…
Tutma beni,
-(I don’t need your help, I’ll stand my ground)
(Senin yardımına ihtiyacım yok, davamdan vazgeçmeyeceğim)
-Don’t let me down, down, down, down, down!
Beni hüsrana uğratma, hüsrana, hüsrana!
Yorum bırakın