-Freestyler
Serbest takılan
-Rock the microphone
Mikrofonu salla [çok güzel şarkı söyleyerek mikrofonu ağlat]
-Yeah, straight from the top of my dome
Tam da tepemden aşağı [beni dinleyen seyircilere doğru salla mikrofonu]
-Freestyler
Serbest takılan
-Rock the microphone
Mikrofonu salla [çok güzel şarkı söyleyerek mikrofonu ağlat]
-Carry on with the freestyler
Serbest Takılan’ın yakınına gir [onunla yakın ilişkiye gir]
-I got to throw on and go on
Ben başlatıp devam etmeliyim
-You know I got to flow on
Biliyorsun ki ben akışa (şarkıya) devam etmeliyim
-Selectors on the radio play us
Radyoda (çalınacak şarkıyı) seçenler bizi(m şarkımızı) çalsın
-‘Cause we’re friendly for ozone
Çünkü onlarla ozon dostuyuz [o zamanlar (1999) deodorantlara gelen kısıtlamaları hep beraber desteklediğini söylemek istiyor]
-But that’s not all so hold on tight
Ama hepsi bu kadar değil sıkı tutun
-As I rock the mic right
Mikrofonu düzgün sallıyorum
-Oh, excuse me, pardon
Oh, kusura bakmayın, pardon
-As I synchronise with the analysed Upcomin’ vibes, the session
Analiz edilmiş yaklaşan titreşimler ve mevsim ile eş zamanlı hale geldikçe
-Let there be a lesson, question
Bir ders olsun, soru
-You carry protection
Korumayı sürdür
-Or will your heart go on Like Celine Dion
Yoksa Celine Dion gibi, (sevdiğini kaybetmiş olsan da) kalbin (onu sevmeye) devam edecek (Celine Dion’un “My heart will go on” şarkısına gönderme yapıyor)
-Karma Chameleon
Karma Chameleon (1983 tarihli bir pop şarkısı)
-Yeah, straight from the top of my dome
Tam da tepemden aşağı [beni dinleyen seyircilere doğru salla mikrofonu]
-As I rock, rock, rock, rock, rock the microphone
Ben mikrofonu salladıkça, salladıkça salladıkça, salladıkça
Nakarat(x4)
-Styles, steelos
Stiller, Stiller(ispanyolca)
-We bring many kilos
(Bu stillerden) kilolarca getiririz
-So you could pick yours from the various
Ve bu sayede çeşitlerden seninkini (sana uyanı) seçebilirsin
-Ambitious, nutritious, delicious, delirious or vicious
Hevesli, besleyici, lezzetli, çılgın yada korkunç
-Just tell us, we deliver anything
Sadece bize söyle ve istediğini sana teslim edeceğiz (söyleyeceğiz)
-From acappellas to propellers
Çalgısız şarkılardan pervanelere
-Suckers get jealous but they’re soft like marshmallows
Aptallar kıskanır ancak onlar marşmelov kadar yumuşaktır
-You know they can’t handle us like Debbie does Dallas
Onların bizi Debbie’nin Dallas’taki gibi alt edemeyeceğini biliyorsun [“Debbie Does Dallas” adlı filme gönderme yapıyor]
-Yeah, we come scandalous so who the fuck is Alice
Evet, biz reziliz lanet olası Alice de kim? [Smokie adlı grubun “Who the fuck is Alice” şarkısına gönderme yapıyor]
-She from Buckingham Palace?
Buckingham sarayından mı geliyordu?
Nakarat(x4)
-Freestyler
Serbest takılan
-Rock the microphone
Mikrofonu salla [çok güzel şarkı söyleyerek mikrofonu ağlat]
-Carry on with the freestyler
Serbest Takılan’ın yakınına gir [onunla yakın ilişkiye gir]
Nakarat(x4)
–Freestyler
Serbest takılan
-Rock the microphone
Mikrofonu salla [çok güzel şarkı söyleyerek mikrofonu ağlat]
-Yeah, straight from the top of my dome
Tam da tepemden aşağı [beni dinleyen seyircilere doğru salla mikrofonu]
-Freestyler
Serbest takılan
-Rock the microphone
Mikrofonu salla [çok güzel şarkı söyleyerek mikrofonu ağlat]
-Carry on with the freestyler
Serbest Takılan’ın yakınına gir [onunla yakın ilişkiye gir]
Nakarat(x4)
Yorum bırakın