-I fall asleep by the telephone
Telefonun yanında uyuya kaldım
-It’s two o’clock and I’m waiting up alone
Saat (gece)iki ama yalnız başıma (geç saatlere kadar belki ararsın diye) bekliyorum
-Tell me, where have you been?
Söyle bana, nerelerdeydin?
-I found a note with another name
Başka isimli (başkasına yazılmış) bir not buldum
-You blow a kiss but it just don’t feel the same
Bir öpücük atıyorsun ama eskisi gibi (bir) duygu vermiyor
-Cause I can feel that you’re gone
Çünkü (artık benden) gittiğini (vaz geçtiğini) anlıyorum
-I can’t bite my tongue forever, while you try to play it cool
(Bu duruma) sonsuza kadar sessiz kalamam, bu arada sen soğukkanlı olmaya çalışıyorsun
-You can hide behind your stories, but don’t take me for a fool!
(Uydurma) hikayelerinin ardına saklanabilirsin, ama beni aptal yerine koyma!
-You can tell me that there’s nobody else (but I feel it)
Bana başka birinin olmadığını söyleyebilirsin (ama ben hissediyorum)
-You can tell me that you’re home by yourself (but I see it)
Eve kendi başına geldiğini söyleyebilirsin ama (ben (kimle geldiğini) görüyorum)
-You can look into my eyes and pretend all you want, but I know, I know
Gözlerime bakıp tüm isteklerini (söylüyormuş) gibi yapabilirsin, ama biliyorum, biliyorum
-Your love is just a lie!
Aşkın bir yalan!
-It’s nothing but a lie!
Yalandan başka bir şey değil!
-You look so innocent,
Çok masum görünüyorsun,
-But the guilt in your voice gives you away
Ama sesindeki suçluluk seni ele veriyor
-Yeah, you know what I mean
Evet, neyi ima ettiğimi biliyorsun
-How does it feel when you kiss when you know that I trust you
Sana güvendiğimi bildiğin halde O’nun seni öpmesi nasıl hissettiriyorr
-And do you think about me when he touches you?
Sana dokunduğunda beni düşünüyor musun?
-Could you be more obscene?
(Bundan) daha iğrenç bir durum var mı (daha iğrenç bir duruma düşülebilir mi)?
-So don’t try to say you’re sorry, or try to make it right
İşte o zaman, üzgün olduğunu söyleme ya da düzeltmeye çalışma
-And don’t waste your breath because it’s too late it’s too late!
Nefesini boşa harcama çünkü artık çok geç, çok geç!
-You can tell me that there’s nobody else
Bana başka birinin olmadığını söyleyebilirsin
-You can tell me that you’re home by yourself
Eve kendi başına geldiğini söyleyebilirsin
-You can look into my eyes and pretend all you want, but I know I know
Gözlerime bakıp tüm isteklerini (söylüyormuş) gibi yapabilirsin, ama biliyorum, biliyorum
-Your love is just a lie! (Lie! Lie! Lie!)
Aşkın bir yalan! (Yalan! Yalan! Yalan!)
-It’s nothing but a lie! (Lie! Lie! Lie!)
Yalandan başka bir şey değil! (Yalan! Yalan! Yalan!)
-You’re nothing but a lie!
Yalanldan başka bir şey değilsin!
(x2)
Yorum bırakın