-My life be like
Hayatım şöyle olsun ki …
-Ooh aah (yeah), ooh ooh
OO aa (evet), ooo ooo
-My life be like (yeah)
Hayatım şöyle olsun ki .. (evet)
-Ooh aah, ooh aah (yeah), ooh ooh
Oo aa, oo aa (evet), oo oo
-Ooh aah (yeah), ooh ooh
Oo aa (evet), oo oo
-My life be like (yeah)
Hayatım şöyle olsun ki .. (evet)
-Ooh aa, ooh aa (yeah), ooh ooh
Oo aa, oo aa (evet), oo oo
-My life be like (yeah)
Hayatım şöyle olsun ki .. (evet)

-It’s times like these that make me say
Bana bunları söyleten öyle (o durumdayken geçirdiğim) zamanlar
-Lord if you see me please come my way
Tanrım beni görüyorsan önüme çık (bana yardım et)
-Leavin’ bread crumbs for when I stray
(Doğru yoldan) saptığım zamanlar (bana doğru yolu anımsatması) için ekmek kırıntılarını (yedikten sonra masada, yerde vb) bırakıyorum
-Rely on sacrifice and the price you paid
Fedakarlığa ve ödediğin bedele (harcadığın emeğe) güven
-Feel me like a fingertip (fa-finger tip, fa-finger tip)
Parmak ucu ile (narin bir ruhani dokunuş) gibi hissettiriyor. (Pa-Parmak ucu, pa-parmak ucu)
-Sometimes I fall I slip
Bazen (doğru yoldan) sapıyorum, (durumum) kötüye gidiyor
-My heartfelt desire be more like you
(Asıl) gönülden istediğim şey sana daha çok benzemek
-Tryin’ not to quench your fire with the things I do
(Bana verdiğin bu) heyecanı yaptığım şeylerle yok etmemeye çalışıyorum
[Chorus]
[Nakarat]

-I’m on an island by my lonesome stranded
Yalnızlığımla (baş başa) bir adada mahsur kalmışım
-Low key and stayin’ candid
Sakin ve (kendime karşı) dürüstüm
-Reflect on all the things I try my hand at
Yapmayı denediğim her şeyi derinlemesine düşünüyorum
-Search for the equations to persuasions I’m used to
Alıştığım inançlara eşitlemeler arıyorum [inandığım şeyleri mantıklı bir zemine oturtmak için cevaplar arıyorum]
-Finding comfort in the zones of closet bones I get loose to
Rahatlığı, (eskiden yaptığım ve) kendim(e bile anlatmaktan) kaçındığım şeyleri(hataları) kabullenmekte buluyorum
-A mountainous fountain
Devasa bir fışkırma
-Spinnin’ and monsoonin’, grinnin’
(Ve bu fışkırma) büyüyor ve (fışkırdıktan sonra) muson (yağmuru gibi yere iniyor), gülüyor
-İt’s high octane Explosive
Çok yüksek enerjili (bir) patlayıcı (gibi)
-How I came rollin’ down hills ’cause life’s a hassle
En yüksek seviyelerden buraya nasıl da düştüm (sorusunun cevabı şu) çünkü hayat zor [o kadar iyi durumdayken hayat beni nasıl da bu hale getirdi]
-Encircled by my folly like a moat surround a castle
Aptallığım aynı bir hendeğin kale etrafını kuşattığı gibi beni çevreliyordu (salaklığım üstümdeydi)
-Stay afloat, catch a second wind
Ayakta (hazır) dur (ol), ikinci kere soluklan(ıp tekrar devam et) [önce toparlan sonra ikinci kez tekrar dene]
-Thin,
İnce (yetersiz)
-Is the air I breathe
Aldığım nefes hava mı?
-Teary eyed nose runnin’ wipe the snot on my sleeve
Gözleri(m) yaşlı burun(umla) koşu(yu) kolumda sümüğüyle sür(dür)üyor(um)
-I’m callin’ on the Savior to be all that I need
Tüm ihtiyacım(ı karşılaması) için kurtarıcıma uğruyorum
-Please forgive me my behavior had me lost at light speed
Lütfen beni affet (çünkü) davranışlarım (bana) ışık hızında(çok çabuk) kendimi kaybettirdi.

[Chorus]
[Nakarat]

-The fear of never fallin’ in love
Asla aşık olamama korkusu
-And the tears after losin’ the feelings of what you thought love was
Ve aşkın ne olduğu hakkında hislerini kaybettikten sonraki göz yaşları(m)
-Like the dirt still up under the rug (My life be like)
(Halıyı süpürdükten sonra halı altına süpürülen) kirin hala (o pis haliyle) halının altında (duruyor) olması gibi (hayatım böyle olsun ki..)
-Bad characteristics covered in Christs blood
Kötü özellikler Hz.İsa’nın kanı ile kaplı [kötü özellikler iyileşiyor]
-The joy of new birth and the pain of growin’ up
Yeni(den) doğuşun neşesi ve büyümenin(yaşlanmanın) acısı
-The bliss between givin’ my all and givin’ up
Her şeyi feda edişim ile pes etmemin arasındaki kutsallık
-The highs and lows
(Hayattaki)İnişler ve çıkışlar
-Paths and roads I chose
Seçtiğim irili ufaklı yollar [yaptığım büyük veya küçük seçimler]
-In the cold I froze
Soğukta donarım
-Tryin’ to ease my woes
Üzüntülerimi hafifletmeye çalışıyorum
-In this world of sin
Bu günah Dünyasında
-Clothes too thin to fend
Kıyafetler (kötülüklerden) korunmak için çok (yetmeyecek kadar) ince
-So to God I send Words of help to win
Bu yüzden kazanmak için Tanrı’ya yardım sözcükleri gönderdim (yardım diledim)
-In grumblings so deep letters could never express
(Gönderdiğim bu sözcükler) harflerin asla anlatamayacağı kadar derin yakınmalar (içeriyor)
-So the sound of Ooh Aah beneath my breath projects
Böylece oo ah sesi benim nefes projemin(ettiğim duaların) gücü altında

[Chorus]
[Nakarat]

(TobyMac)
-My life be like
Hayatım şöyle olsun ki ..
-Ooh Aah Ooh
Oo aa oo
-Dum dum ditty
Boş(anlamsız) şarkılar
-Here come that boy from the Capital City
İşte Başkentli çocuk geliyor
-Last up on the Grits new ditty
Sonuncu (şarkı) Grits’in yeni şarkısı
-But eight bars or the truth well do (uh)
Ama sekiz set (şarkı sözü yazılması) ya da gerçek de (o işi) başarır [sekiz set şarkı yazılsa bu güzel bir şarkı olması için yeterli ama (sekiz set olmasa da kaç set olursa olsun) yazdığınız kadarıyla da yetecektir]
-I believe there’s a bride that’s stunning
Nefes kesici (güzellikte) bir gelin olduğuna inanıyorum [Yapılmış olan işin, yazılmış olan şarkının çok iyi olduğunu düşünüyorum]
-And I believe in the Kingdom Coming
Ve inanıyorum ki çok başarılı olacağız
-I believe if you seek the truth
İnanıyorum ki gerçeği ararsan
-You don’t need to look far ’cause it’s gonna find you
Çok uzaklara bakman gerekmez çünkü o seni (zaten kendisi) bulacak
-So why oh why do I trip and stumble?
O zaman neden ya neden takılıp tökezliyorum
-And ooh aah as commitment crumbles?
Ve oo aa özveri parçalandığı(azaldığı) için (mi)?
-I can’t believe that I’m here again….
Tekrar burada olduğuma inanamıyorum

[Chorus x 2]
[Nakarat x 2]

-Fa-finger tip, fa-finger tip
Pa-Parmak ucu, pa-parmak ucu
-Fa-finger tip, fa-finger tip
Pa-Parmak ucu, pa-parmak ucu
-My life be like
Hayatım şöyle olsun ki..
(x4)

Yorum bırakın