-First things first
İlk şeyler ilk
-I’ma say all the words inside my head
Kafamın içindeki (aklımdan geçen) her kelimeyi söyleyeceğim
-I’m fired up and tired of the way that things have been, oh-ooh
İstekliyim ve olayların bu şekilde olmasından bıktım, o oo
-The way that things have been, oh-ooh
Olayların böyle olmasından, o oo

-Second thing second
İkinci şey ikinci
-Don’t you tell me what you think that I can be
Ne olabileceğimi düşündüğünü bana sen söyleme
-I’m the one at the sail, I’m the master of my sea, oh-ooh
Seyirde olan benim, kendi denizimin efendisiyim, o oo
-The master of my sea, oh-ooh
Denizimin efendisi, o oo

-I was broken from a young age
Genç yaşta çökmüştüm (umudunu kaybetmiştim)
-Taking my soul into the masses
Ruhumu (kendimi) avam kesime (arasına) sokuyorum
-Write down my poems for the few
Şiirlerimi o azınlık (olan avam kesim için) yazıyorum
-That looked at me took to me, shook to me, feeling me
O (azınlık) beni gözetti, (yanına) aldı, bana yardım etti, hissediyorum ki ben
-Singing from heart ache from the pain
Acının azabı(nı) kalbimden (geçtiği gibi) söylüyorum
-Take up my message from the veins
Mesajımı (tüm diğer) konular(ın) arasından al(bul)
-Speaking my lesson from the brain
Çıkarımımı aklımdan (yapıyorum ve) söylüyorum
-Seeing the beauty through the…
… içindeki güzelliği görerek (bu çıkarımları yapıyorum)

-Pain!
Acı!
-You made me a, you made me a believer, believer
Beni (şöyle) biri yaptın, beni inançlı biri yaptın, inançlı
-Pain!
Acı!
-You break me down, you build me up, believer, believer
Beni (önce) ağlattın, (sonra) kendime getirdin, inanan, inanan
-Pain!
Acı!
-I let the bullets fly, oh let them rain
Mermilerin uçuşuna izin verdim, bırak da yağsınlar
-My luck, my love, my God, they came from…
Şansım, aşkım, Tanrım, hepsi şundan geliyor….
-Pain!
Acı
-You made me a, you made me a believer, believer
Beni (şöyle) biri yaptın, beni inançlı biri yaptın, inançlı
[Chorus]
[Nakarat]

-Third things third
Üçüncü şey, üçüncü
-Send a prayer to the ones up above
Yukarıdakilere (Yaratıcı ve onun yarattığı diğer ruhani varlıklara) bir dua gönder (et)
-All the hate that you’ve heard has turned your spirit to a dove, oh-ooh
Duyduğun tüm o olumsuz şeyler ruhunu karartmıştır, o oo [Dua etmen gerekir çünkü yaşadığın şeyler içini karartmıştır, olumsuzluklarla doldurmuştur]
-Your spirit up above, oh-ooh
(Dua ettikten sonra) ruhun çok neşelenir, o oo

-I was choking in the crowd
Kalabalık içinde boğuluyordum (ruhum daralıyordu)
-Living my brain up in the cloud
Aklım bir karış havada yaşıyorum
-Falling like ashes to the ground
Küller gibi yere düşüyorum
-Hoping my feelings, they would drown
Umuyorum ki (bu kötü) hislerim, (bir gün) bastırılır
-But they never did, ever lived, ebbing and flowing
(Öyle olmasını istesem de) ama (aslında) asla bastırılmaz, hep yaşarlar, azalır ve (sonra bitmeden tekrar) cereyan eder

-Inhibited, limited
Bastırılmış, sınırlandırılmış
-Till it broke up and it rained down
Sona erene ve (tekrar) bolca akın(cereyan) edene kadar
-It rained down, like…
… gibi bolca akın etti.

[Chorus]
[Nakarat]

-Last things last
Son şeyler son
-By the grace of the fire and the flames
Ateş ve alevlerin merhametiyle
-You’re the face of the future, the blood in my veins, oh-ooh
Sen geleceğin yüzüsün, damarlarımdaki kansın, o oo
-The blood in my veins, oh-ooh
Damarlarımdaki kan, o oo

-But they never did, ever lived, ebbing and flowing
(Öyle olmasını isterim) ama (aslında) asla bastırılmaz, hep yaşarlar, azalır ve (sonra bitmeden tekrar) cereyan eder
-Inhibited, limited
Bastırılmış, sınırlandırılmış
-Till it broke up and it rained down
Sona erene ve (tekrar) bolca akın(cereyan) edene kadar
-It rained down, like…
… gibi bolca akın etti.

– I wanna stop
Durmak istiyorum
– We can’t

Yapamayız

[Chorus]
[Nakarat]

Yorum bırakın