-Hey-o, here comes the danger up in this club
Hey-o, bu klüpte tehlike yaklaşıyor
-When we get started man, we ain’t gonna stop
Adamım, başladığımızda durmayacağız
-We gonna turn it out, ’till it gets too hot
Çok sıcak olana kadar (ortalık çok kızışana kadar) onu (bu ortamda gerilim) meydana getireceğiz (ortamı kızıştıracağız, gereceğiz)
-Everybody sing, hey-o
Herkes hey-o şarkısını söylesin
-Tell ’em turn it up ’till they can’t no more
Onlara artık artmayana kadar sıcaklığı (ortamdaki gerilimi) arttırmalarını (ortalığı kızıştırmalarını) söyle
-Let’s get this thing shakin’ like a disco ball
Bu şeyi disko topu gibi sallandıralım
-This is your last warning, a courtesy call
Bu senin (sana güzellikle yapılan) son uyarı, bir resmi ziyaret (gibi düşün) [Bundan sonraki uyarılar güzellikle değil şiddetle yapılacak]
(x2)

-I am not afraid of the storm that comes my way
Önüme çıkan (şiddetli) olaydan korkmam
-When it hits, it shakes me to the core
(O olay) başıma geldiğinde, beni derinden etkiler
-And makes me stronger than before
Ve beni önceki (halimden) daha güçlü (bir hale) getirir
-It’s not a question about trust, but will you stand with us?
Bu güvenle ilgili bir sorgu değil ama (gene de sormak istiyorum) bizimle (bizim tarafımızda) olacak (mücadele edecek) misin?
-Can you feel it?
Öyle (bizim tarafımızda) hissedebiliyor musun?
-Make it real and
Gerçekleştir ve

-I think it might wash away tonight
Bence o (his) bu akşam kaybolabilir
-Awakened from this never ending fight
(Belki) bu asla bitmeyen kavgadan uyanmış (hissedersin ve o his kaybolur)
-It takes more than meets the eye
(Çünkü) O (hissi kaybetmemek), göze görülmekten (yazı, resim, şarkı vb. gibi sadece görüntüden ibaret olup fiziki bir çaba olmayan şeylerden) fazlasını (yapmayı) gerektirir
-This war we’re fighting is not just writing
Bizim bu savaşımız (çabamız) da (zaten) sadece (şarkı, yazı vb.) yazmak(tan ibaret) değildir

-Hey-o, here comes the danger up in this club
Hey-o, bu klüpte tehlike yaklaşıyor
-When we get started man, we ain’t gonna stop
Adamım, başladığımızda durmayacağız
-We gonna turn it out, ’till it gets too hot
Çok sıcak olana kadar (ortalık çok kızışana kadar) onu (bu ortamda gerilim) meydana getireceğiz (ortamı kızıştıracağız, gereceğiz)
-Everybody sing, hey-o
Herkes hey-o şarkısını söylesin
-Tell ’em turn it up ’till they can’t no more
Onlara artık artmayana kadar sıcaklığı (ortamdaki gerilimi) arttırmalarını (ortalığı kızıştırmalarını) söyle
-Let’s get this thing shakin’ like a disco ball
Bu şeyi disko topu gibi sallandıralım
-This is your last warning, a courtesy call
Bu senin (sana güzellikle yapılan) son uyarı, bir resmi ziyaret (gibi düşün) [Bundan sonraki uyarılar güzellikle değil şiddetle yapılacak]

-There’s a rumble in the floor
Yerde gürüldü (sarsıntı, titreme) var
-So get prepared for war
Bu yüzden savaşa hazırlan
-When it hits, it’ll knock you to the ground While it shakes up everything around
Geldiğinde (savaş başladığında), etraftaki her şeyi (şiddetle) sarsacak ve seni yere serecek
-But survival is a must
Ama hayatta kalmak bir zorunluluk

-So will you stand with us?
Bu durumda bizimle (bizim tarafımızda) olacak (mücadele edecek) misin?
-Can you feel it?
Öyle (bizim tarafımızda) hissedebiliyor musun?
-Make it real and
Onu gerçekleştir ve
-Make me feel it
Bana bunu hissettir

-I think it might wash away tonight
Bence o (his) bu akşam kaybolabilir
-Awakened from this never ending fight
(Belki) bu asla bitmeyen kavgadan uyanmış (hissedersin ve o his kaybolur)
-It takes more than meets the eye
(Çünkü) O (hissi kaybetmemek), göze görülmekten (yazı, resim, şarkı vb. gibi sadece görüntüden ibaret olup fiziki bir çaba olmayan şeylerden) fazlasını (yapmayı) gerektirir
-This war we’re fighting is not just writing
Bizim bu savaşımız (çabamız) da (zaten) sadece (şarkı, yazı vb.) yazmak(tan ibaret) değildir

-Hey-o, here comes the danger up in this club
Hey-o, bu klüpte tehlike yaklaşıyor
-When we get started man, we ain’t gonna stop
Adamım, başladığımızda durmayacağız
-We gonna turn it out, ’till it gets too hot
Çok sıcak olana kadar (ortalık çok kızışana kadar) onu (bu ortamda gerilim) meydana getireceğiz (ortamı kızıştıracağız, gereceğiz)
-Everybody sing, hey-o
Herkes hey-o şarkısını söylesin
-Tell ’em turn it up ’till they can’t no more
Onlara artık artmayana kadar sıcaklığı (ortamdaki gerilimi) arttırmalarını (ortalığı kızıştırmalarını) söyle
-Let’s get this thing shakin’ like a disco ball
Bu şeyi disko topu gibi sallandıralım
-This is your last warning, a courtesy call
Bu senin (sana güzellikle yapılan) son uyarı, bir resmi ziyaret (gibi düşün) [Bundan sonraki uyarılar güzellikle değil şiddetle yapılacak]
(x2)

Bir Cevap Yazın