Linkin Park’ın az bilinen ama kaliteli çalışmalarından biridir.
-Are you lost, In your lies?
Yalanların içinde kaybolmuş (durumda) musun?
-Do you tell yourself “I don’t realize”?
Kendi kendine “anlamıyorum” diyor musun?
-Your crusade’s a disguise,
Savaşın (tamamen) bir yalan(dan ibaret),
-Replaced freedom with fear,
Özgürlüğü korku ile değiştirmiş(sin), [Senin “özgürlük” olarak nitelediğin şey aslında başka insanların korktuğu şeyler]
-You trade money for lives,
Para ile Hayat ticareti yapıyorsun,
-I’m aware of what you’ve done,
Ne yaptığının farkındayım,
-No, No more sorrow,
Hayır, daha fazla üzüntü yok,
-I’ve paid for your mistakes,
(Senin) hatalarının (bana etkilerinin) bedelini ödedim,
-Your time is borrowed,
(Bizimle olduğun) zaman (artık bitti, daha fazla bizimle olduğun sürede) borçlanıyorsun, [Bizimle işin çoktan bitti, bu fazladan kaldığın süre aslında borç aldığın ve bir şekilde geri vermen gereken para gibi]
-Your time has come to be replaced,
Seni iade etme (geldiğin yere geri gönderme) zamanı geldi,
[Chorus]
[Nakarat]
-I see pain,
Acı görüyorum,
-I see need,
Muhtaçlık görüyorum,
-I see liars and thieves abuse power with greed,
Yalancılar ve hırs (uğruna) gücünü kötüye kullanan hırsızlar görüyorum,
-I had hope,
Umutluydum,
-I believed,
İnanmıştım,
-But I’m beginning to think that I’ve been deceived,
Ama artık kandırıldığımı düşünmeye başlıyorum,
-You will pay for what you’ve done.
Yaptığının bedelini ödeyeceksin.
[Chorus]
[Nakarat]
-Thieves and hypocrites,
Hırsızlar ve iki yüzlüler,
(x3)
[Chorus]
[Nakarat]
(x2)
-Your time has come to be replaced,
Seni iade etme (geldiğin yere geri gönderme) zamanı geldi,
-Your time has come to be erased.
Yok olup gitme zamanın geldi.
Yorum bırakın